S.S.S.

Lütfen sık sorulan sorulara bir göz atın.

S.S.S.

Lütfen sık sorulan sorulara bir göz atın.

Dezenfeksiyon ya da dezenfektasyon (Franzızca desinfection): Cansız ortamdaki bakteri endosporları dışında kalan patojen mikroorganizmaların öldürülmesi veya üremelerinin durdurulması işlemidir. Bu amaçla kullanılan maddelere dezenfektan denir.

NANOKSIA dezenfektan içinde kimyasal madde bulunmaz. Vegan ve %100 ekolojiktir. Bitki bazlıdır. Bitkisel sentez ile geliştirilmiştir. Nanoksia dezenfektan içeriğinde sadece  ECHA (European Chemicals Agency – Avrupa Kimyasallar Ajansı – https://echa.europa.eu/ )  tarafından onaylanan firmalardan temin edilen, sertifikalı,  yüksek saflıkta gümüş (999,9) kullanılmaktadır.

Nanoksia’nın içerdiği gümüş, nano boyutuna indirilirken kimyasal madde ilave edilmeden, bitkisel ajanlarla indirilir. Bu sayede, toksik kimyasal içermez, toksik etkilere yol açmaz.

Nanoksia; endüstriyel ve profesyonel de dahil olmak üzere her ortamda kullanıma uygundur.

Evet.  Nano boyut sayesinde, gümüşün yüzey alanı artırıldığı için, etki alanı ve etkili olduğu mikroorganizma sayısı yüksektir.

ECHA (European Chemicals Agency – Avrupa Kimyasallar Ajansı – https://echa.europa.eu/ )  50 ug/Litre oranının altındaki gümüşün balıklara toksik etkisi olmadığını açıklamaktadır. Nanoksia’nın gümüş içeriği litrede  sadece 0,5 ug’dir. Nanoksia gümüs içerigi ile sucul toksisite sınıflandırmasına tabi degildir.

Nanoksia’nın üretiminde kullanılan bitki karışımı ve oranları, sadece gümüşü nano boyuta indirmek ve stabil hale getirmekten sorumludur.

Nanoksia dezenfektanın akredite laboratuvarlarca yapılan testlerinde, solunum toksisitesine ve deride irritasyona yol açmadıgı kanıtlanmıştır.

WHO’ya (World Health Organization) göre dezenfektanlardaki gümüş içeriği konusunda bir sınırlama bulunmamaktadır. İçme suyu için NOAEL değeri (No Observed Adverse Effect Level, Gözlenebilen Hiçbir Etki Göstermeyen Doz)bir insanın 70 yıl boyunca günde içinde 0,1 mg/litre gümüş olan, 2 litre su içmesine özdeş.
EPA’ya (United States Environmental Protection Agency – Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı – https://www.epa.gov/ ) göre ise bir bireyin vücut ağırlığına göre günlük olarak alabileceği miktarı belirtmiştir. EPA her kilogram için günlük olarak 0,005 mg alınabileceğini belirtilmektedir.

Nanoksia dezenfektanda stabilite, bitki özütü ile sağlanmaktadır. Stabilite sorunu yoktur.

Nano Gümüş partikülleri ; karşılaştığı bakteri ve mikrobun hücre duvarını geçerek hücre zarındaki mikrop ve bakterinin DNA’sını bozar, üremesini engeller. Hücre duvarı yırtıldığı için çoğalmaları da engellenmiş olur. Bağışıklık kazanmalarına engel teşkil eder. Gümüş; insan vücudundaki hücre yapısı nedeni ile hiçbir hücre ile reaksiyona girmemektedir. Hücre ile reaksiyona girmediği için herhangi bir zarar vermemektedir. Bu yüzden; nano gümüşün çok hücreli canlılara zarar vermediği kabul edilmektedir.

Gümüşün indirildiği nano boyut hücre zarından içeri girebilmesi için önemlidir. Nanoksia’da nano gümüş boyutu yaklaşık 10-30 nano metredir.

Gümüş bir geçiş elementidir, bilimsel otoritelerce ağır metal olarak sınıflandırılmaz.

ECHA (European Chemicals Agency – Avrupa Kimyasallar Ajansı – https://echa.europa.eu/ ) tarafından yapılan çalışmaların sonuçlarında gümüşün kansere yol açmadığı ifade edilmiştir.

Elde edilmesi esnasında kullanılan işlemlerin zararlılık düzeyine göre gümüşün kalitesi belirlenir. Mevcut bir çok üründe kullanılan gümüş, nitrat tuzu formundadır. Bu da ürünün zararlılığını artırır. Nanoksia dezenfektan içeriğinde sadece, ECHA (European Chemicals Agency – Avrupa Kimyasallar Ajansı – https://echa.europa.eu/ )  tarafından onaylanan firmalardan temin edilen, sertifikalı,  yüksek saflıkta gümüş (999,9) kullanılmaktadır.

Nanoteknoloji ile geliştirildiği ifade edilen ve içeriğinde  Dimethyloctadecyl ((3-trimethoxysilyl) propyl) ve ammonium chloride (quaterner amonyum bileşiği) gibi aktif ve Amines coco alkyldimethyl  ve 3-chloropropyltrimethoxysilane  gibi yardımcı maddeler içeren ürünler; dermal, göz ve solunum toksisitesine sahiptir.

Dimethyloctadecyl ((3- trimethoxysilyl)propyl)’in; ammonium chloride aktif maddesi ile in-vivo ve in-vitro testlerde 0,1 ml  konsantrasyonda dahi deri ve gözde ciddi tahrişe neden olduğu ve Kategori- 2 derecesinde iritan olarak sınıflandırılması gerektiği belirlenmiştir (ECHA).

Bu aktif maddeyi içeren ürünlerin, solunması, deri ve gözle teması toksik etkiye neden olmaktadır. Aynı zamanda, bu aktif maddenin iddia edildiği gibi, çevrede kolaylıkla bozunmadığı yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur. ECHA, EPI suite, 2016, (Estimation Programs Interface Suite) tarafından çeşitli çevresel mikroorganizma populasyonlarında  3-(Trimethoxysilyl)propyl dimethyloctadecylammonium chloride (CAS no. 27668 -52 -6) maddesinin biyodegrasyon derecesi hesaplanmıştır. Çalışmada, değişik modellemelerden elde edilen verilere göre, maddenin biyodegrasyona uğramadığı belirlenmiştir. Bu maddenin, yüksek oranda sedimentte biriktiği, dolayısıyla, dip organizmalar açısından zararlı olduğu da bulgular arasındadır.

Kuaterner amonyum bileşiklerinin FDA ve EPA tarafından kabul görmüş aktif madde olması, güvenilir olduğu anlamına gelmemektedir. Aksine, bazı kuaterner amonyum bileşikleri kullanımı yasaklananlar listesindedir. bknz:  https://www.epa.gov/schools/green-cleaning-sanitizing-and-disinfecting-toolkit-early-care-and-education

Hangi türü olursa olsun, bu bileşiklerin, solunum yollarında tahrişe ve astıma neden olduğu çalışmalarla ortaya konmuştur. Dolayısıyla, güvenli aktif madde vurgusu yanlıştır.

Tüm bunlarınn aksine gümüşlü ürünler EPA tarından güvenli kabul edilen 4 aktif maddeden birisidir (EPA).

3-(Trimethoxysilyl) propyl dimethyloctadecylammonium chloride, aktif maddenin yanısıra, formülasyonda yardımcı madde olarak kullanılan Amines coco alkyldimethyl maddesinin ECHA, CLP’a göre, ciddi deri yanıklarına ve göz hasarına yol açtığı, sucul ekosistemler için çok toksik olarak sınıflandırıldığı görülmektedir.

Sonuç olarak, etiketinde ve SDS belgesinde H315, H400, H410, H319, H315 gibi zararlılık kodlarına sahip olan bir ürünün çevre ve insan sağlığına dost olmadığı anlaşılabilir.

Hidrojen peroksit, etkenliğini kısa sürede kaybeden bir madde olup, bulunduğu ürünlerde stabilite sorununa neden olur, etkinlik kaybına sebebiyet verir. Nanoksia, bitkisel özütlerle sentezlendiği için stabildir. Kapağı açıldığında etkisini kaybetmez.

Hidrojen klorür tozdur ama suyla birleşince hidroklorik asite dönüşmektedir. Bünyesindeki klor bileşikleri de son dönemde terk edilen maddeler arasındadır. Bunun en önemli nedenleri arasında solunum yolu başta olmak üzere dokularda iritasyona neden olmasıdır. Örneğin astıma yol açtığı bilinmektedir.

Sepet

Yukarı Çık